5 Şubat 2010 Cuma

Amadeus (1984)


Öncelikle belirtmek isterim ki, buradaki yazılarda seyir zevkinize turp sıkacak "spoiler"lar olmayacak. Filmlerin sonunu benden öğrenmeyeceksiniz. Aksine yalan yanlış şeyler öğreneceksiniz. O konuda bir endişeniz varsa, rahat olun. Tabii Atilla Dorsay gibi "47 tarihli bir melodram, kaçırmayın." tadı da yakalamayacağım merak etmeyin. Neyse, başlayalım.

Efendim 84 tarihli Amadeus'ta, 19. yüzyıl Avusturya'sına gidiyor ve Wolfgang Amadeus Mozart denen yetenekli piçin öyküsünü izliyoruz. Aslında bu yetenekli piçten ziyade onu deliler gibi kıskanan Antonio Salieri ön planda diyebiliriz filmde.

Amadeus 4 yaşında ilk bestesini yazmış, 12 yaşında ilk operasını bestelemiş fantastik bir genç. Ülke çapında da ünlü tabii, ana haber bültenlerinde falan "4 yaşında piyano çalan çocuk!" diye boy boy resimleri çıkıyor. Salieri ise biraz andaval biri açıkçası. O da müzikle falan uğraşıyor kendi halinde lakin bir Mozart olacak kapasitesi yok ne yazık ki. Bunun yanında ailesinin de "Evladım aç kalırsın. Yapma demiyoruz sana, yap ama hobi olarak yap." baskıları, kendisini müzikten uzak tutuyor.

Sonunda günlerden bir gün, Salieri'nin "Sanat manat boktan mânâsız işler." kafasındaki babası boğazına leblebi kaçması sonucu vefat edince, bizim zavallının önü açılıyor. Manyak bir hırsla azimle çalışıyor, yıllar geçiyor, saraya çalgıcı olarak işe alınıyor sonunda. Öküz gibi çalışıyor ama, çalışkanlık da bir yere kadar yetiyor değil mi sevgili okurlar. Nitekim diğer yanda Mozart, "Yetenekli ama piç çocuk" imajıyla Avusturya ortamlarının tozunu attırıyor. Bir yandan alemin en bombastik operalarını bestelerken, bir yandan da sanat camiasında yalamadık soprano bırakmıyor. Hem bestelerini yapıyor, hem de sosyal hayatını ihmal etmiyor. Salieri'nin karı kızla da ilgisi yok, sıkıcı bir insan.

Hâl böyle olunca, Antonio Salieri'nin kıskançlıktan çatlamasına şaşmamak gerek. "Mına koyim eşşek gibi çalışıyoruz burada, şu herif gibi bir bestem yok. Adeta Tarkan'ın arkasında sönük kalan Mustafa Sandal, Serdar Ortaç gibiyim. Skerim böyle işi." diye düşünen Antonio, "Yeteneğimiz yok ama arkamız var ulan. Ben de sarayın adamı olma avantajımı kullanıp bu götoşun ayağını kaydırmazsam, bana da Salieri demesinler." diye yemin ediyor, olaylar gelişiyor.

3 saatlik süresine bakıp gözünüz korkmasın, "Vay anasını ne biçim mekanlar yapmış herifler." diye şaşıra şaşıra izleyeceğiniz gayet güzel bir film. Filmde Mustafa Sandal imajıyla ezik kalan Salieri ise, en azından gerçek hayatta Oscar'ı alarak çocuğu koymuş.

Puan: 8.5

Hiç yorum yok: